
Bazen tesadüf sandıkların kaderdir...Buna çok fazla inanırım ve hoşuma da gider.İki gün önce Slumdog Millionaire'i izlerken,hemen hemen her sahnede irkilmem bundan mıydı bilmiyorum.Aslında yazıya başlarken filmin etkileyiciliğini böyle duygusal bir sebebe bağlamaya hiç niyetim yoktu,çünkü bu öznel sebepten başka bahsedebileceğimiz birçok şey var aslında.
Filmi izlerken aklıma ilk gelen şey 'Jamal' karakterini oynayan Dev Patel'in role nekadar yakıştığıydı.Sorulan sorulara verdiği kısa cevaplar,yıllarca izini sürdüğü aşkı,hayranı olduğu biri için bok çukuruna atlamalar,Tac Mahal'i bir otel gibi tanıtıp turistleri dolandırmalar,tanrım hem masum hem muzip bir yüze sahip olmak mükemmel birşeymiş,bunu jamal'in replik ve mimiklerinde buldum =) Çünkü aslında dikkat edildiğinde çok masum ama hayatta kalabilmek için dolandırıcılığa itilmiş bir çocukluk jamal'inki...
Yeni dönem romantik-komedilerde bulunmayan saflıkta bir aşk vardı filmde,abartı olan hiçbir sahne görmedim üstelik,hepsi çok içtendi.Bu içtenliği yani içimizi ısıtan bu güzel aşkı sanırım biraz da müziklere borçluyuz...Hint ve batı müziğinin bütünleşmesiyle oluşan r&b tarzındaki müzikler mi,yoksa slow hint müzikleri mi? Hepsi sahnelere uygun seçilmiş ama favorim :Dream's on Fire...
Filmden çıktığımda şu sözü çok duydum:'Sekiz oscarın sekizini de haketmiş'
Benim kişisel fikrim mi?? Evet kesinlikle hakedilmiş...
Benim kişisel fikrim mi?? Evet kesinlikle hakedilmiş...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder