13 Aralık 2011 Salı


Siyah ve soğuk bir odada sarılmışlardı.Önyargıların ,mutsuzlukların ötesinde karanlıktı oda.Nedensiz ve nasılsız geçen bir zamandalardı.Kafaları uyuşuk ya da bedenleri yorgun değildi.Gecenin sonunu düşünmeden öyle sessiz öyle sadık sarılmışlardı.

İçlerinde çalan şarkının esiriydiler.Tutkuyla öpüşmek isterlerken,acıklı bir şarkı çalar ve biraz daha sıkı sarılırdardı.Her gece zor bulunan ve benzeri olmayan bir şey yaşadıklarını düşünürlerdi.Fiyakalı aşk tarifleri yapamıyor,ya da birbirlerine çok güzel aşk sözcükleri söylemiyorlardı.Ama öyle güzel sarılır ve huzur dolarlardı ki.Bir ömür bıkılmayacak gibi samimi bir şeydi bu.

Bu cümleleri kurmamın nedeni ; materyalist kafaların arttığı bir dünyada,sevdiklerimize daha sıkı sarılmamız gerektiğindendir.

Tanju Okan ve Neşe Karaböcek dinleyerek şarap içmeyi de unutmamalı…

8 Aralık 2011 Perşembe


Güneş ağacın gölgesiyle kesildiğinde yeşil olurdu gözleri,omzunda dünyanın yükü,dudaklarında mahremiyet vardı.Beyaz bir mezar taşı kadar serin ve ürperticiydi nefesi...
O,iblislerin kanına düşman bir ateist,bazense ezan sesiyle uyanan bir şems'ti.Hiç bilemedik aslında ne vardı bakışlarında.Cennet mi cehennem mi?